Resim/Yazi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Resim/Yazi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2007 Cumartesi

YIL 2070


Bu mektup yayinlanmasindan tam 5 yil gecmis !...


YIL 2070
50 yaşına henüz bastım ama görüntüm 85 yaşındaki bir insanınki gibi
Yeterince su içemediğim için böbrek sorunları yaşıyorum
Korkarım ki yaşamak için çok vaktim yok
Ben bu topluluktaki en yaşlı insanım...
5 yaşında bir çocuk olduğum günleri hatırlıyorum
O zamanlar her şey çok farklıydı
Parklarda pek çok ağaçlar evlerde güzel bahçeler vardı.
Ve ben yarım saat boyunca büyük bir zevkle duş alırdım
Bugünlerde ise cildimizi temizlemek için mineral yağlı havluları kullanıyoruz.
Eskiden kadınların güzel saçları vardı
Şimdi ise başımızı su kullanmadan temiz tutmamız gerektiği için traş etmek zorundayız....
Eskiden benim babam arabasını hortumdan akan su ile yıkardı
Şimdi ise
Benim oğlum suyun bu şekilde ziyan edilebileceğine bir türlü inanamıyor...
Sokaklarda posterlerde radyoda ve televizyonda SUYU DUYARLI KULLAN uyarıları olduğunu hatırlıyorum
Ama hiç kimse bu uyarıları önemsemedi
Suyun sonsuza dek var olacağını sandık...
Şimdi ise
Tüm nehirler,göller,barajlar ve yeraltındaki su yatakları ya kurudu ya da kirlendi...
Sanayi hemen hemen durma noktasına geldi ve işsizlik büyük oranlara ulaştı
Yegane iş alanı deniz suyunun tuzunu çıkarıp kullana bilinir hale getiren fabrikalar.
Ve işçiler maaşlarının bir bölümünü içme suyu olarak alıyorlar.
Sokaklarda eli silahlı haydutların bir bidon su için insanlara saldırmaları çok yaygınlaştı...
Yiyeceklerin 80% i sentetik
Eskiden yetişkin bir insanın günde 8 bardak su içmesi tavsiye edilirdi
Şimdi ise
Benim sadece yarım bardak su içmeme müsaade ediliyor.
Biz şimdi bir kere giyilip atılan giysileri giymek zorundayız ve bu da çöp miktarını arttırıyor....
Biz şimdi kanalizasyon sistemi susuzluktan çalışmadığı için fosseptik kullanıyoruz...
Nüfusun dış görünümü korkunç:Susuzluk nedeniyle kırışık sıska ultraviyole ışınları nedeniyle yaralarla dolu vücutlar...
Şimdi ozon tabakası kalmadığı için ışınlar çok daha kuvvetli...
Cilt kanseri mide bağırsak enfeksiyonları ve idrar sistemi sorunları ölümlerin ana sebepleri...
Cildin aşırı kuruması nedeniyle 20 yaşındaki bir genç 40 yaşında gibi bilim adamları araştırdılar
Ancak bu soruna bir çare bulamadılar görünüyor.
Su üretilemiyor ağaç ve sebze olmadığı için oksijen de azaldı ve bu yüzden yeni neslin zeka kapasitesi ciddi bir şekilde zarar görüyor...
Pek çok erkekte sperm oluşum morfolojisi değişti
Bunun sonucunda da bebekler kusurlu, mutasyonla ve fiziksel sakatlıklarla doğuyorlar
Devlet soluduğumuz hava için bize para ödetiyor
Erişkin başına günde 137m küp soluyoruz...
Bu parayı ödeyemeyen insanlar güneş enerjisiyle çalışan büyük mekanik akciğerlerle havalandırılan bölgelerden kovuluyorlar.
Soluduğumuz hava kaliteli değil ama en azından nefes alabiliyoruz...
Ortalama insan ömrü 35 yıl...
Hala biraz yeşil alanı olan ,nehirleri akan, bölgeler silahlı askerler tarafından korunuyor...
Su, altın ve elmastan çok daha değerli bir hazine haline geldi...
Yaşadığım yere nadiren yağmur yağdığı için hiç ağaç yok.
Bazen yağış beklerken asit yağmurları yağıyor.
Mevsimler ciddi bir şekilde 20.yüzyılın çevreye zarar veren sanayisi ,atomik deneyler ve çevreye yaydıkları kirlerden etkilendiler
O zamanlar çevreyle ilgilenmemiz konusunda uyarıldık ama hiç kimse dikkate almadı
Oğlum benden gençliğimden söz etmemi istediği zaman ona yeşil tarlaların ,çiçeklerin güzelliğini, yağmuru ,nehirlerde yüzmenin ,balık avlamanın , içebildiğimiz kadar su içebilmenin ne büyük bir zevk olduğunu ve insanların ne kadar sağlıklı olduklarını anlatıyorum...
O bana babacığım şimdi neden su yok? diye soruyor...
İşte o zaman boğazım düğümleniyor....
Kendimi suçlu hissetmekten bir türlü kurtaramıyorum çünkü ben de o yaşadığı çevreyi kirleterek tahrip olmasına sebep olan, tüm uyarılara kulağını tıkayan nesle aidim...
Şimdi ise
Bizim çocuklarımız bunun bedelini ödüyorlar!...
Yeryüzünde, şimdi doğanın tikle inanıyorum...
Ne kadar çok isterdim geriye dönüp insanoğluna bunları anlatmayı...
... Henüz daha Dünya gezegenimizi kurtarmaya zamanımız varken...
Kaynak: "Cronicas de los Tiempos"
çeviri: TEMA

8 Şubat 2007 Perşembe

KÜRESEL ISINMA EMARELERI...




Kuluçkaya bile yatamayacaklar


Erdem ÖZCAN / DHA

Balıkesir’in Manyas İlçesi’nde bulunan Manyas Kuşcenneti’nin kuzeydoğu sahilinde yer alan Kuş Cenneti Milli Parkı, küresel ısınma nedeniyle, göçmen kuşları her zamankinden 1 ay erken ağırlamaya başladı. Ancak kuraklığın vurduğu Kuş Cenneti’ne gelen kuşların kuluçkaya yatmadan bölgeden ayrılabileceği belirtildi.

Avrupa Konseyi tarafından 15 Mart 1976 tarihinde, tabiatın en iyi korunduğu yerlere verilen ’A’ sınıfı diplomaya sahip olan ve her 5 yılda bir diploması yenilenen Kuş Cenneti de kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Daha önce su içinde yer alan pelikan yuvaları, suların tamamen çekilmesi nedeniyle toprak üzerinde kalırken, her yıl mart ve nisan aylarında gelip, yuvalarda kuluçkaya yatan karabatak ve bazı göçmen kuşların bu yıl 1 ay önce geldikleri belirtildi. Normalde 1.5 ve 2 metre su içinde olması gereken söğüt ağaçlarının bu yıl kuraklık nedeniyle toprak üzerinde kalması nedeniyle ağaç dalları üzerindeki yuvaların da bu yıl boş kaldığı kaydedildi. Özellikle karabatakların kuluçkaya yatabilmesi için, bölgenin su içinde kalması gerektiğini belirten yetkililer, aksi halde karabatakların kuluçkaya yatabilmek için bu bölgeden ayrılabileceğine dikkat çekti. Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde olması nedeniyle çok sayıda flamingo, turna, kaz, yaban ördekleri ve beyaz balıkçılların da henüz göç etmedikleri gözlendi.
Saygilar.

2 Şubat 2007 Cuma

KÜRESEL ISINMA.. II



Küresel ısınma küresel kıtlık getirecek
Uzmanlar, iklim değişikliklerinin yükselttiği sıcaklıklara uyum sağlayan yeni tohumlar tasarlanmazsa, üretimin düşeceği ve kitlesel açlıkların baş göstereceğini savunuyor.


- Tarımsal araştırma kurumlarını bir araya getiren şemsiye kuruluş The Consultative Group on International Agricultural Research (CGIAR), mevcut tarım ürünlerinin değişen iklime uymakta zorlanacağını ve bazı bölgelende mahsulün düşeceğini öne sürüyor. Gelişmekte olan veya fakir ülkeler baş gösterecek bir kıtlık, kitlesel göçe neden olacak. Özellikle 1 milyar’dan fazla nüfusu barındıran Hindistan’da buğday üretimi yarı yarıya düşebilir. CGIAR, arpa, buğday, çavdar, bulgur ve pirinç gibi ürünlerde yeni ve daha dayanıklı tohumların elde edilmesi üzerine araştırmalar yapıyor.
Küresel ısınmanın tarım üzerinde temel etkisi, yağmur rejiminin değişmesi ve yeryüzüne düşen yağmur miktarının azalması olacak. Bazı bölgeler daha fazla yağmur alabilecek, ancak değişimler o bölgenin yapısını zorlayacağı için tarımsal mahsul üzerinde olumsuz etki yaratacak.
FOTOSENTEZ YAVAŞLIYOR
Sıcaklıkların artması, bitkilerin can damarı fotosentez işlemini yavaşlatıyor. Bu durumda bitkinin büyümesi yavaşlıyor ve döllenme yetisi düşüyor. Araştırmalar, gece sıcaklıklarında her 1 santigrat derece’lik bir artışa karşılık, pirinç mahsulünün yüzde 10 düştüğünü gösteriyor.
Küresel ısınmanın gelecekte farklı bölgelerde aşırı kuraklık veya aşırı yağışa neden olacağı tahmin ediliyor.
Bir başka tarımsal araştırma örgütü International Maize and Wheat Improvement Center (Cimmyt) ve International Rice Research Institute (Irri), gelişmekte olan ülkelerdeki milyonlarca insanın kitlesel açlık tehlikesiyle yüz yüze olacağını vurguluyor. Indo-Ganj bölgesindeki pirinç üretimi tüm dünya üretiminin yüzde 15’ine tekâbül ediyor. Ancak bu bölgedeki pirinç üretimi 50 yıl içinde yarı yarıya düşecek, doyurulması gereken nüfus ise artacak. Piricin Hint kültüründeki yeri düşünülürse, kitlesel açlığın önlenmesi için yeni tip sıcağa dayanıklı tohumların laboratuvar ortamında üretilmesi şart.
KUZEY BÖLGELER DE TARIMA AÇILACAK
Yükselen sıcaklıklar tropiklerde ürün kaybına neden olurken, tahıl üretimi için çok soğuk olan kuzey bölgeleri tarım için elverişli hale getirecek.
Örneğin Sibirya, Kanada, hatta kimilerine göre Alaska’da artık orta kuşak bitkileri yetişebilecek. Ancak bu bölgelerdeki ek tahıl üretimi tropiklerde yitirilen stokların yerini doldurmaya yetmeyecek. Ayrıca, fakir ülkeler ABD ve Kanada gibi zenginlerin yetiştirdiği tahılı almakta ekonomik olarak zorlanacak.
YENİ TOHUMLAR SORUNU ÇÖZMEYE YETECEK Mİ?
Bilim insanları en iyi çözümü, teknolojik olarak yeni sıcağa dayalı tohumların geliştirilmesi olarak görüyor. Örneğin, Güneydoğu Asya’da, örneğin Filipinler’de sele birkaç hafta dayanacak tohumların yetiştirilmesi gerekiyor, zira küresel ısınma bu bölgede uzun süreli yağmurlar getirecek. Buna karşılık, sıcaklaşan Afrika içinse uzun süreli kuraklığa dayanıklı tohumların geliştirilmesi gerekiyor. Pirincin Güneş’le temasta fotosentezini daha verimli yapması için çeşitli araştırmalar yapılıyor.
Bilim insanları, Dünya’nın son 30 yılda 0.2 derece ısınarak ve yeryüzünde yıllık ortalama sıcaklığın 16 santigrat derece’ye çıktığı sonucuna vardı.
NEW YORK - Araştırmayı yürüten Rutgers University uzmanı Alan Robock ve NASA Goddard Enstitüsü uzmanı James Hansen, küresel sıcaklığın öngörüldüğü gibi 1 santigrat derece daha artması halinde, son 1 milyon yıldaki en üst ısı seviyesine ulaşılacağı uyarısını yapıyor. Robock, insan eliyle meydana gelen küresel ısınmanın giderek daha tehlikeli ve geri dönülmez bir sürece girdiğini vurguluyor.
Rutgers Üniversitesi’nin ABD Çevre Koruma Dairesi ile ortaklaşa yürüttüğü araştırma, insan eliyle üretilen sera gazlarının 50 yıldaki aşırı ısınmanın başlıca nedeni olduğunu savunuyor. Fosil bazlı yakıtların tükeetilmesiyle açığa çıkan karbon dioksit gibi gazlar, Güneş ışınlarının atmosferde hapsolmasına neden oluyor. Atmosfere hapsolan Güneş ışınları, bir serada olduğu gibi yeryüzünün fazladan ısınmasına yol açıyor; bu olaya ‘sera etkisi’ deniyor.
BUSH’UN İNKARI SÜRÜYOR
Bilim insanları, yeryüzünün 1 derece ısınacağına dair uyarı niteliğinde birçok araştırma yayınladı. Kyoto Protokolü, 2012’ye dek sera etkisine yol açan gazların salınımının 1990 seviyesine çeekilmesini öngörüyor. Ancak, ABD Başkanı George W. Bush, küresel ısınmanın bilimsel olarak kanıtlanmadığını iddia ederek, bu uluslararası anlaşmaya imza atmaya yanaşmıyor. Sera etkisine yol açan gazların yüzde 30’a yakınını ABD salıyor.
FARKLI BİR GEZEGEN OLACAK
Robock, 2000’li yılların ilk 5 yılının son birkaç bin yılın en sıcak dönemi olduğunu belirterek, “Buz Çağı’nın bitiminde de Dünya bugünküne yakın derecede sıcaktı, ancak korkulan olur ve 2 veya 3 santigrat derece daha ısınması halinde, alıştığımızdan farklı bir gezegende yaşıyor olacağız” diyor. Araştırma küresel ısınmanın en çok kutba yakın bölgelerde hasara yol açacağını, buzulların erimesine ve deniz seviyesinin yükselmesine neden olacağını vurguluyor. Dünya’nın bugünkü kadar sıcak olduğu, 3 milyon yıl önceki orta Pliosen çağında da deniz seviyesi bugünkünden 25 metre yüksekti.
HAYVANLAR KUZEYE KAÇIYOR
Güneş ışınlarından en az etkilenen bölgeler yüksek platolar veya dağ sıraları olacak, dolayısıyla yüzbinlerce yıldır belli sıcaklıklarda yaşamaya alışmış hayvanlar, mecburen yüksek bölgelere göç edecek. Bilim insanları, yaklaşık 1.700 çeşit hayvan ve bitkinin, her 10 yılda bir 6 kilometre kuzeye akın ettiğini vurguluyor. Ancak hayvanların bu kaçışı dahi küresel ısınmanın yarattığı sıcaklık dalgasının gerisinde kalıyor; zira son 30 yılda, Dünya en sıcak dönemini yaşıyor.
Kaynak NTV-MSNBC

Saygilarla.

1 Şubat 2007 Perşembe

KÜRESEL ISINMA... I



Küresel ısınma ve neden olduğu iklim değişiklikleri Avrupa'yı tehdit ediyor. Hava sıcaklıklarının her geçen gün arttığına dikkat çeken bilim adamları Avrupa'nın çölleşme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Portekiz'deki Lizbon Üniversitesi'nde araştırmalarını sürdüren Maria Carol, ortaya çıkan tehlikeye dikkat çekerek "Herkes daha çok su istiyor. Yüzme havuzları, golf sahaları, bahçeler için" diye konuşuyor. Portekiz hükümeti ülkedeki kuraklık tehlikesine dikkat çekiyor. İspanya'da halk nehir ve deniz kıyılarına göç ediyor. Aşırı sıcaklardan Avrupa tarımı da kötü etkileniyor. Verimli ve sulak ekilebilir tarım arazisi her geçen yıl azalıyor. Bu da başta yiyecek fiyatları olmak üzere aynı zamanda işsizlik oranlarının artmasına sebep oluyor.
Uzmanlar, Avrupa'yı vurması beklenen 'çöl sıcakları' nedeniyle İstanbul ve Ankara'da yaz aylarında sıcaklığın 40 dereceyi aşabileceğini belirtiyor.

Avrupa'da geçen yıl pek çok kişinin ölümüne neden olan çöl sıcaklarının bu yıl yeniden geleceği söyleniyor. Uzmanlanra göre, güneyden gelerek Avrupa'yı etkisine alan bu sıcakların Türkiye'yi de etkilemesi olası gözüküyor. İstanbul ve İç Anadolu'da hava sıcaklıkların 40 dereceye kadar çıkabileciğini belirten uzmanlar, sıcaklık artışının sebebini küresel ısınma olarak yorumluyor.

Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Mustafa Diren
Sistemler Türkiye'ye Avrupa üzerinden ve güneyden gelir. Bu nedenle bu sıcakların Türkiye'yi etkisi altına alması mümkün... Yapılan projeksiyonlar bu yılın gerçekten sıcak geçeceği konusunda bazı öngörüler veriyor. Yaz döneminde Ankara ve İstanbul için normal sıcaklık 30 derece civarıdır ama bu yaz 40 dereceleri görebiliriz. Bu sıcaklık nemle birleştiğinde özellikle yaşlılar ve çocuklar için büyük sıkıntılara neden olur. Tabi bunun en büyük sebebi kürsel ısınmaya bağlı olarak yaşanan iklim değişiklikleri. Yavaş yavaş daha sıcak yazlara daha ılık kışlara alışmak zorunda kalacağız.

İTÜ Meteoroloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Şen
Türkiye'de bu sene yaz aylarının sıcak geçmesini bekliyorum. Yazın Afrika'dan Basra'dan gelen sıcaklardan etkileniyoruz. Avrupa'da güneyden gelen sistemler sonucu bu kadar ısınıyor. Basra sistemi bizi daha çok etkiliyor, Dolayısıyla belki Türkiye, Avrupa'dan daha çok sıcakların etkisinde kalabilir ama henüz kesin verilere sahip değilim. Hava sıcaklarının 35 derece ve üzeri olacağını tahmin ediyorum. Ama özellikle de İstanbul için önemli olan nokta hava sıcaklığından ziyade nem oranıdır. Örneğin hava sıcaklığı 35 ise ve nem oranı yüzde 65'in üzerindeyse, biz o sıcaklığı 45 derece hissederiz ve yaz çok sıkıntılı geçer. İnsan sağlığı açısından çok problem yaratır. Tabi Avrupa'da ölümlere neden olan sıcaklar da iklim değişikliğinin sonucu meydana geliyor. Belki 50 sene sonra Avrupa'daki bu sıcakları soğuk hava olarak nitelendireceğiz.Kaynak Seda ÇAKIR

Antarktika'da buz karaborsa!

Güney Kutbu'nun uydu görüntülerini inceleyen bilim adamları, 244 buzulun yüzde 87'sinde erime tespit etti.

Alarm Verildi
ABD'li ve İngiliz bilim adamlarının ortak çalışmaları, Güney Kutbu'ndaki buzulların hızla eridiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, inceledikleri buz kütlelerinin yüzde 87'sinde erime ve küçülme görüldüğünü söylüyor. Bölgedeki değişimi belirlemek için 1940'lardan beri çekilen binlerce fotoğrafı ve 1960'dan bu yana elde edilen uydu görüntüleri inceleyen bilim adamları, 244 buzul kütlesindeki erimeye dikkat çekiyor.

Nedeni Küresel Isınma
Bugünkü sürecin tersine, 1950'lerde buzulların büyüdüğünü açıklayan araştırma ekibine göre; önce Kuzey Kutbu'nda başlayan erime süreci, özellikle son beş yılda Antarktika'yı da etkilemeye başladı. Buzulların erimesine neden olan unsurların başında ise küresel ısınma gösterildi. Yetkililer hava sıcaklığının son 50 yılda iki derece artması dışında, deniz suyundaki değişikliklerin de önemli faktörler arasında olduğunu bildirdi.
Saygilarla.

29 Ocak 2007 Pazartesi